Şükretmek,her zaman her durumda şükretmek,zaten biliyordum ama bazen akıldan çıkabiliyor,dün bir kez daha anlamış oldum.Acilin kapısında gelecek ambulansı beklerken saçlarımın diplerinin uyuştuğunu hissettim adeta.Normal sıradan bir günken birden adrenalini yüksek bir güne dönüşmesi bayağı yorucu oldu.Ofiste bir yandan işlerimi yaparken bir yandan da blogları okuyordum,kızımın arkadaşları sonrada müdür yardımcısı telefonla arayıp İrem'in kötü olduğunu okula gelmem gerektiğini söyledilerHemen babasını arayıp beni almasını ve okula gitmemiz gerektiğini söyledim fırladık çıktık.Bizim fırlamamız, acil çıkmamız İstanbul trafiğinde çokta bir şey ifade etmiyor 10 dakikada gideceğimiz okula bir türlü ulaşamadık okul ambulansı aramış onlar gelmiş bizi aradılar direk hastaneye gelin diye, hemen bir U dönüşüyle hastaneye ulaştık fakat bu sefer ambulans yok, acil kapısında beklerken insan çok kötü oluyor ambulans yaklaşırken yanımızdakilerin ben bakamayacağım deyip kenara çekilmelerini duymak yada merakla bakmaya çalışanlar birde ağır çekim(slowmotion) sadece filmlerde olmuyor gerçek hayatta da olabiliyor bunu bir kez daha anladım.
İrem'in durumu iyi,olansa sınav stresi giremediği bir sınavı kaldı onuda yarın halledecek inşallah.
Demem o ki biz bu durumda ne hale geldik daha kötülerden korusun Allah'ım biliyorum ki çok daha zorluklarla mücadele edenler var onlara kolaylık ve sabır versin.Bu arada 112 acilden gelen ambulanstaki görevlilerde çok kibar ve ilgiliydiler onların gıyabında bütün sağlık çalışanlarına teşekkür etmiş olalım buradan.
İrem kendine biraz gelince başladı tabi, dönüş yolunda araba tümseklerde sarsınca keşke ambulansla dönseydim çok rahattı,ben artık metrobüsü kullanmam akbil ambulansta geçer mi?(birde öğrenci akbili)en büyük üzüntümüz bu olsun
derken......
bir sessizlik tabi karşı tarafta, sanki kar ortağıyız ya normal sıradan üyeleriz acile kaldırılmak ne alaka:)

